New Lanark, İskoçya’nın UNESCO Dünya Miras Alanları  listesinde yeralan 6 alanından biri. 2001 Yılında listeye dahil edilen alan ilk olarak 18. yy.’da pamuk dokuma fabrikası olarak kurulmuş; daha sonra 19.yy başlarında ütopik görüşleri ve idealistliği ile tanınan Robert Owen tarafından fabrika çalışanlarının aileleri ile sosyal yaşamlarını sürdürebilecekleri bir alana dönüştürülerek  burada çalışan işçiler için   konutlar, okul ve kreş gibi yapılar inşa edilmiş. Fabrika  ve sosyal yaşam alanının  birarada olduğu bu model, şehir planlamanın mihenk taşlarından biri olarak kabul edilmiş…

 

Geçmişte bir endüstri yerleşkesi olan yapılar günümüzde  ziyaretçi merkezi, müze, cafe, restoran ve otel  olarak hizmet veriyor… Yılda yaklaşık  400.000 kadar ziyaretçisi olan  alanla ilgili her türlü bilgiye ulaşabileceğiniz bir de sitesi (www.newlanark.org) bulunuyor… Müzenin hediyelik eşya bölümünde alanın geçmiş fonksiyonunu hatırlatan yün ve yünden yapılmış çok sayıda ürün satılıyor… Müzeye özgü hediyelik eşya tasarımı konusunda Glasgow Müzelerini çok başarılı buluyorum…

Glasgow’a yaklaşık 40 km uzaklıktaki bölge, Clyde Nehrinin kenarında yer alıyor ve Lanark kasabasına yaklaşık 2 km uzaklıkta bulunuyor.

 

Biz Glasgow’un merkezinden trenle Lanark’a oradan da yürüyerek New Lanark’a gittik… Hava kapalı ve ara ara yağmurluydu ama bu yaklaşık 10 km’lik bir yürüyüş yapmamıza engel olmadı…

New Lanark doğası ile bizi büyüledi… İskoçya’ya geldiğimizden beri pek çok kez doğa yürüyüşü yaptık ama sanırım en uzunu ve en keyiflisi burada oldu…

Yazılarımı ve instagram fotoğraflarımı takip edenler bizim gibi doğaya hayran kalıyorlar, ancak şunu eklemeliyim ki buralara gelmek için yürüyüş yapmayı gerçekten seviyor olmak lazım. Günde 16 km. yürüdüğümüz zamanlar oldu… Yaklaşık 1 ay önce bisiklet aldık, zaman zaman bisikletle de gezmeye başladık artık. 2. el araba fiyatları çok uygun olmasına karşın almamakta kararlıyız. Toplu taşımayı, bisikletleri ve yürüyüşlerimizi daha çok seviyoruz doğrusu…


Clyde Nehri boyunca yürürken ara ara küçük şelalerle karşılaştık…

İskoçya’nın doğasında beni en çok etkileyen, birbirine karışmış olan bitki örtüsü… Doğa, özgür bırakılmış durumda, insanların gözüne hoş görünmesi için düzenlemeler yapılmıyor, yada insanlar rahat rahat yürüsün, çamurlanmasın diye beton dökülmüyor yerlere… Herşey çok doğal.. Bu tabii bakış açısı, kimine çok korkunç da gelebilir. Ben insanların doğayı kendi kullanımları için değiştirmesine karşıyım. En fazla biraz üstünüz başınız kirleniyor ki, açıkçası bunu sorun eden birinin de şehir merkezinden uzaklaşmaması yeterli olacaktır.. Bunun için doğaya müdahaleye gerek yok…

Yürüyüş yolumuz üzerindeki bir yapı, duvar sanatı ile bambaşka bir havaya bürünmüş…

Küçük kırmızı mantarlar, yeşilin içinde hemen gözümüze çarptılar…

Yürüyüş yolumuz zaman zaman bu kadar doğaldı…

New Lanark’ta en sevdiğim fotoğraflardan biri oldu…






Keyifli bir gezinin sonunda tekrar Lanark’a kadar yürümek çok zor geldi… Lanark’a vardığımızda gördük ki, New Lanark- Lanark arasında ring sefer yapan otobüsler varmış 🙂  Bir daha ki sefere diyerek trenle evimize döndük…