Glasgow’un kendisini anlatmadan önce çevresindeki doğa harikası yerlerden biri olan Lock Lomond ‘u paylaşmak istiyorum… Bu bana Glasgow şehir merkezinden fotoğraf çekene kadar biraz zaman kazandırır  🙂

 

Loch Lomond’a gitmek için Glasgow’dan Balloch’a giden trene bindik ve son durakta indik. Trenle yaklaşık 45 dakika uzaklıkta olan Balloch, küçük bir yerleşim birimi. Biz göl çevresini dolaştığımız için Balloch’ta fotoğraf çekemedim, ama dolaştığımız yerlerde güzel restorantlar ve cafeler vardı… Bir de hemen akvaryumun yanında birkaç mağazadan oluşan küçük bir alışveriş merkezi bulunuyordu… Haftasonu olması nedeniyle sanırım çok sakindi ortalık.

Biz ilk olarak Demir’in merakla beklediği Loch Lomond Akvaryumunu gezdik..

 

Dışarıdan oldukça büyük görünen ve yorumları çok iyi olan akvaryum, hepimizi özellikle de Demir’i hayal kırıklığına uğrattı. Hem çok fazla canlı türü bulunmuyordu hem de düşündüğümüzden küçüktü…

Fotoğraflardan da göreceğiniz gibi akvaryumun en güzel bölümü deniz canlılarına dokunabilmekti… Demir’de her zamanki merakı ve cesurluğu ile deniz yıldızı ve böceğini  hemen eline aldı ….

Akvaryum küçük çocuklar için ilginç gelebilir ama beklentiniz yüksekse hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz… Zamanı doğada yürüyüş yaparak geçirmek daha iyi olacaktır bana göre…

Akvaryum gezimizin ardından, hemen akvaryumun yanından girişi olan ve Lomond Gölünün etrafını dolaşan yürüyüş parkuruna giriş yaptık…

İlk olarak ağaçların tepesinde gerçekleştirilen ve  ağaçtan ağaca  ilerlenen bir  aktivite alanı karşıladı bizi… Bu tarz şeyler çok bana göre olmasa da benim bile aklım kaldı… Bir daha ki gelişimizde denemek üzere yolumuza devam ettik…

Gölün kenarından devam eden uzun bir yürüyüş parkuru bulunuyor… Gölün çevresinde oteller ve kiralandığını düşündüğüm tatil evleri var… Herşey o kadar doğal ki, havanın ve yağmurların etkisi ile olsa gerek yeşilin tonları muhteşem… Gereksiz çevre düzenlemeleri yapılmaya çalışılmamış;  çamur, bataklık, toprak ne varsa olduğu gibi duruyor… Yol kenarında yıkılan ağaçların üstü yosunlarla kaplanmış, belli ki bu ağaçlar da yine doğaya dönüyor… Tabii buradan çıktığınızda ayakkabılar, pantolon paçaları çamur içinde olduğundan güzel bir yemek yemek hayal olarak kalıyor ve fish&chips yapan bir yere gidip baştan çok güzel gelen ama dönüş yolunda midenize oturan balıkla karnınızı doyurmak zorunda kalıyorsunuz…


 

 

 

 

 

 

 

Yürüyüşümüzde bize kazlar, sincaplar ve kuş sesleri eşlik etti…

 

Mart ayında yaptığımız gezi sırasında;  kuru dalların arasından çıkan kırmızı dallar doğanın uyandığını haber veriyordu….

 

Ağaçların hepsi birbirinden ilginç… Demir’le bu ağacı bir ejderha kafasına benzettik …

Doğa, vanayı kamufle etmiş 🙂

 

 

 

 

Lomond Gölü çevresine bayıldık….Bir daha ki sefere bisikletlerimizle gelmeye karar verdik… 

Gezimiz bittikten sonra deniz uçağımıza atladık ve evimize döndük ….. demek isterdim :)))))) Şaka bir yana yarım saatlik bir tur atabiliyorsunuz deniz uçağı ile ama yanlış hatırlamıyorsam kişi başı 100 £ ‘un üzerinde bir fiyatı vardı … biraz pahalı olmasına karşın uzaktan çok keyifli görünüyordu…. Yeşilin ve mavinin yukarıdan da muhteşem göründüğünü  düşünüyorum…

Lomond Gölünün bir tarafında yürüyüş yaptık, diğer tarafında bir şato görünüyordu; o tarafa da bir daha ki sefere gitmeye karar verdik….

Lomond Gölü turumuz bu kadar… Sırada Dünya Miras Alanı olan New Lanark var….