2 yıl oldu dedemi kaybettiğimiz….Tıpkı Akçakoca’ya gitmek gibi Nisan ayına girmek de hüzünlü artık benim için….

Her insanın yaşamı boyunca farklı kimlikleri vardır. Annedir, babadır, aynı zamanda evlattır.. Torunları vardır  ve O da bir zamanlar  birilerinin torunudur…Komşudur, eş dosttur, birinin kocası yada karısıdır.. Yaşam uzadıkça kimliklerimiz artar ve bazı kimliklerimiz öne çıkar hayatta…. Benim dedeme en çok “dede” olmak yakışırdı…Tabii bunu ben de torun kimliğimle yazıyorum. Hem de ilk torun.  Dedemin 9 torunu var. Hepimiz için farklı bir yeri vardır dedemin mutlaka. Ben en büyük torunuyum, ilk benim dedem oldu.

Kardeşimle ve benimle çok oyunlar oynadı dedem, bir dediğimiz iki olmazdı tatillerde… Tabii bunda anneannemin etkisi de büyüktü 🙂

Hayattaki şans ne paradır, ne puldur.. Hayattaki şans omzuna yaslandığınızda huzura erdiğiniz, öperken kokusunu içine çektiğiniz, kendinizi kollarında güvende hissettiğiniz ailenizdir. Biz büyük bir aileyiz… Ailemizin en büyüğü de dedemdi.. Biz O’nun dualarıyla büyüdük…O’nun dualarıyla nazarlardan korunduk…

Dedemi çok özlüyorum, O’na sarılmayı, sesini duymayı, ellerini öpmeyi, boynunu koklamayı çok özlüyorum…Bazen bir fotoğraf, bazen sokakta gördüğüm bir yaşlı amca burnumun direğini sızlatıyor… 2 yıl oldu dedemi kaybettiğimiz, özlemi hiç bitmiyor ama anlıyorum ki birini yaşatıp yaşatmamak size kalmış… Unutmadığınız sürece O sizinle yaşıyor aslında…

Mekanın cennet olsun dedeciğim, seni çok özlüyorum…. Hepimiz çok özlüyoruz…