ROMA

1-IMG_4366

Eskilerde kalmış bir Roma Gezi Yazısı…. Bugünlerde facebook ve bloglar  tatil fotoğraflarıyla dolu. Yada algıda seçicilik yapıyor ve ben onları görüyorum…Uzun yıllardır İstanbul dışına çıkmamış gibi hissediyorum kendimi. Gezmeyi sevince duramıyor insan aynı yerde… 2011’deki İtalya yazılarım eksik kalmıştı. Biraz benim tembelliğimden biraz da araya çok fazla “pasta” yazısı girmesinden oldu bu aslında. Sırada bekleyen yazılar var ama biraz müsade istiyor ve üzerinden daha fazla zaman geçmeden “Roma”  gezimizi paylaşmak istiyorum… İlk fotoğraf “İspanyol Merdivenleri”nden…

1-IMG_4368

Bu çeşmeyi ünlü Fontana Di Trevi (Aşk)  Çeşmesi zannettik ilk gördüğümüzde ama sonra haritaya bakınca anladık ki İspanyol Merdivenlerinin önünde duruyormuşuz, burası da onun önündeki meydan ve ‘Bernini’nin Fontana Della Barcaccia‘ çeşmesi. Dünyaca ünlü markaların yer aldığı   Via Condotti sokağı bu meydana çıkıyor… Dior, Prada, Armani, Versace ne ararsanız var… Mağazalara girmedim ama vitrin dizaynlarına bayıldım. O da ayrı bir sanat. Fotoğraflar çektim ama çok fazla yansıdığı için sizlerle paylaşamıyorum…

1-IMG_4384

1-IMG_4385

Sokakların renkli karakterleri… Önlerindeki kutuya para atmanız için ellerinden geleni yapıyorlar ve sonuçta da başarılı oluyorlar… Venedik deneyimlerimden biliyorum hem fotoğraf çekip hem de kutuya para atmazsanız arkanızdan baya söyleniyorlar…

1-IMG_4414

Bu sefer aradığımız çeşmeye ulaştık… Fontana Di Trevi yada bizdeki adıyla Aşk Çeşmesi. Görkemli bir yapı gerçekten… Ve inanılmaz kalabalık etrafı. Roma’ya gelince herkesin görmek istediği bir yer tabii. Herkes cebindeki bozuklukları buraya bırakıyor…

1-DSC_0475

Duygu’yla birlikte gezdik Roma’nın merkezini. İki kardeş paralarımızı havuza arkamızı dönerek omuzumuzun üstünden attık havuza. Dilek diledim mi hatırlamıyorum ama aslında dilek için değilmiş zaten, Trevi Çeşmesine para atarsanız bir kez daha Roma’ya gelirmişsiniz. Buna çok sevindim, çünkü bu gezi kesinlikle yetmedi Roma için. Mevsim de uygun değildi, zaman da yetmedi. İlkbahar yada sonbaharda 2-3 günlüğüne tekrar kaçılabilir Roma’ya…

1-IMG_4415

Çeşmenin tüm detayları çok güzeldi.

1-IMG_4414

Benim düşündüğümden daha büyüktü ama bazı gezi sitelerinde de filmlerde görüldüğünden daha küçük olduğu ve hayal kırıklığı yarattığı yazıyordu. Dolayısıyla herşey de olduğu  gibi algılarımız beklentilerimize göre değişiyor…

1-IMG_4416

Bu çeşmeden turistlerin attığı paralar her akşam toplanıp biriktiriliyormuş -ki eğer hırsızlık olmazsa günde 3000-5000 Euro para toplanıyormuş-ve  Roma’da ihtiyacı olanlara dağıtılıyormuş… Turizm yüzünden şehirlerini milyonlarca insanla paylaşmak zorunda kalan  Roma’lılara turistlerden küçük bir destek…

1-DSC_0488

Duygu’yla Roma sokaklarında gezerken birden karşımıza çıktı Pantheon. Pagan döneminde tapınak olan Pantheon daha sonra Vatikan’ın baskıları sonucu kiliseye dönüştürülmüş…

1-IMG_4478

Piazza Navona, Roma’nın ünlü meydanlarından biri. Meydanın dört bir yanı altlarında cafe ve restoranlar olan binalarla çevrili. Elimizdeki ölçeksiz harita ile bulmakta zorlandığımız meydanı çok sevdik, biz Duygu’yla ilk gün gezdikten sonra, Demir ve İbrahim’i de buraya getirdik. Bir akşam yemeğimizi bu güzel meydanda yedik ancak pişman olduk. Fazla turistik bir yer olduğu için mekanlar doymuş durumdalar burada. Mutlaka istisnalar vardır ancak biz Roma’da sıcak- ilgili bir işletmeciyle karşılaşmadık. Siesta zamanlarında çok katılar. Açlıktan ölseniz siesta zamanlarına yarım saat kala müşteri kabul etmiyorlar. Eğer siesta zamanından önce gelmişseniz ve siesta zamanı yaklaşmışsa size artık kalkmanız gerektiğini beden dilleriyle çok güzel anlatıyorlar…

Bizi kızdıran ise tipik İtalyan yemeği pizza yemek için gittiğimiz restoranda, Duygu’nun istediği enginarlı- zeytinli pizza enginarsız ve zeytinsiz geldi… Garsona siparişi hatırlattığımızda bize kase içinde enginar getirdi. Duygu’nun “siz benimle dalga mı geçiyorsunuz” çıkışından hiç alınmadı ve gayet pişkin olarak işine devam etti.  Turistik mekanlardan çok sokak arasındaki yerel halkın bildiği ve gittiği yerleri bulmakta fayda var. Bizim bir-iki girişimimiz oldu ama ya çok kalabalıktı ve rezervasyon istiyordu yada malum siesta zamanına denk geldik…

1-IMG_4483

Restoranları bir kenara bırakırsak meydan çeşmeleri, sokak ressamları ve hediyelik eşya tezgahlarıyla çok güzeldi… Saatlerce oturup ressamlar izlenebilir meydanda…

1-IMG_4564

Roma tatilimizin bir gününü Demir için ayırdık. Roma’ya yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Rainbow  Magic Land’e gittik. Günlerce bizimle beraber dolaşan Demir’e ödül oldu bu gezi.

1-IMG_4552

Çok sıcak olmasının dezavantajını burada da yaşadık elbette. İnanılmaz sıcak bir havaydı. Erken saatte gelmemize rağmen çok kısa sürede çok kalabalıklaştı. Her yerde inanılmaz sıralar oluştu.

1-IMG_4550

Sıcakta en güzel gelen yer soğuk buhar üfleyen Polaretti oldu. Baba oğul sık sık geçtiler.

1-IMG_4533

Burası da bizim yapabildiğimiz ender aktivitelerden… Tam 1.5 saat bekledik… Sıralarda kaç saat bekleneceği yazıyordu ama inanmak istemedim. Gerçekten de süre tuttu. Bir kano ile soldaki merdivenlerden yukarı çıkıp sırayla sağdaki kanallardan düştük… Tabi ki sırılsıklam olduk :)) İnsanların bir kısmının neden mayolarıyla sırada olduklarını anladık…

1-IMG_4526

Buradaki gezimiz boyunca Demir bize yol gösterdi.

1-IMG_4525

Yukarıdan parka bakmak çok keyifliydi. Bu da henüz park kalabalıklaşmadan binebildiğimiz bir bölüm oldu…

1-IMG_4560

Küçük çocuklar için de güzel oyuncaklar vardı parkta. Aslında Demir’in yaşı biraz arada kaldı bu park için.  Biraz daha büyük olsa yada biraz daha küçük olsa daha çok zevk alabilirdi…

1-IMG_4562

Burası da minik kızlar için cıvıl cıvıl bir yer…Parkta kızlara göre de çok aktivite vardı.  Kız çocuklarının popüler karakterlerin alanları da bulunuyordu.

1-IMG_4583

Burası da vahşi erkek çocukları  için :))

5D çeşitli gösterimler ve tiyatrolar da vardı alanda ancak hepsinin saatleri var. Önceden program yapıp gitmek gerekiyor…

1-IMG_4592

Ve günün sonunda buzdan içeceklerimiz… Bardaklar şimdi evimizde, o günün hatırası :))

Eğlence parkı güzel bir yerdi ama Roma’dan 1 saat süren yolculuğumuza değdiğini söyleyemeyeceğim. Roma’nın içinde vakit geçirsek daha keyifli olabilirdi. Tabii bir de Demir’e sormak lazım 🙂

1-IMG_4792

İtalya denince olmazsa olmaz Vespa’nın lisanslı ürünlerinin satıldığı dükkanı bulduk. Hayran kaldık tabii. Vespa almasak da hatıra olarak da birer çanta aldık kendimize:)

1-IMG_4758

Roma’da da tüm Avrupa şehirlerinde olduğu gibi bisikletle ulaşım yaygın… Biz Roma’nın içinde araba ile gezmenin çok zor olacağını düşünüp ilk gün metro ve otobüslerle perişan olduk. Vatikan’a giderken de Roma’nın merkezinde de çok yürüdük. Özellikle sıcak havada çok zor oldu. o dönem metroda çalışmalar da olduğundan metro akşam erken saatte kapanıyordu ve planladığımızdan daha erken otele dönmek zorunda kaldık.  Bizim inmemiz gereken duraktan önce inmemiz gerekti. Otobüse bindik, yaşları 60’ın üzerinde  dünyayı gezmek için yola koyulmuş 3 Amerika’lı ile tanıştık… Kısa bir süre önce Türkiye’de olduklarını ve her  yeri gezdiklerini  çok beğendiklerini söylediler. Gittikleri şehirleri sayınca ülkemizi bizden daha çok gezdiklerini anladık…. Gecenin sonunda otelimize ulaştık. Bu deneyimden sonra Roma’nın merkezine  arabayla gitmeye karar verdik.  Kurallar konusunda daha önce uyarıldığımız için sorun yaşamadık ve Navona meydanının çok yakınına, neredeyse Roma tarihi kent merkezinin tam ortasına kadar arabayla geldik ve üstelik çok da güzel bir park yeri bulduk. Otoparka para vermeyi sevmeyen eşim için burası kariyerinin dönüm noktasıdır, çünkü en alakasız yerlerde bile durmanın paralı olduğu İtalya’da, en olmadık yerde ücretsiz park yeri buldu… 🙂

Bizim için o gün herşey yolunda gitse de aslında çok da tavsiye edebileceğim bir şey değil arabayla merkeze girmek. Özellikle de güncel bir navigasyon programınız yoksa. Çünkü hangi sokağın hangi yön olduğunu anlamak çok zor, sokaklar daracık ve ters yöne gidenler için kapanlar var. Ayrıca saatlere göre de yolların durumu değişebiliyor. Diyelim ki sabah saatlerinde girdiğiniz bir yol, belli bir saatten sonra yer altından çıkan engelleyicilerle kapatılıyor … Ayrıca İtalya’ya giden arkadaşlarımızın başına gelen Türkiye’ye döndükten sonra gelen yüksek trafik cezaları da herkesin başına gelebilir. O yüzden biraz yürüyebilirsiniz ama toplu ulaşımı kullanmakta fayda var… Benim Roma’dan edindiğim tecrübe, “merkeze uzak olsun ama aynı fiyata daha güzel otel olsun” anlayışını bırakmamdır. Yollarda “özellikle de çocukla- perişan olup günün sonunda bitkin düşeceğime, biraz daha para verip yada standartları düşürüp merkeze olabildiğince yakın olmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Hem zaman hem enerji kaybı…

Uzun bir yazı oldu umarım okurken sıkılmamışsınızdır… Ben yazı sayesinde tekrar Roma’ya gitmiş oldum, iyi geldi 🙂

Roma’da Collesium kaldı sadece… O da başka yazıya kalsın artık…

Sevgiler,

← Previous post

Next post →

9 Comments

  1. okurken ben de tekrar roma’ya gittim sevgili Neslihan 😉
    sokaklarda dolaştım.. heykelleri izledim.. ve hatta Pantheon’a çıkan sokakların birinde dondurmalarını çok beğendiğim “Giolitti”de dondurma bile yedim 😉
    güzel paylaşımın için teşekkürler…
    sevgiler…

    • nescakec

      Ben de yazarken bir kez daha gitmiş oldum… Pantheon’un köşesindeki bir Giolitti’de biz de dondurma yedik Harika. Çok lezzetliydi gerçekten 🙂

  2. Ben bir sürü şeyi unutmuşum. Teşekkürler 🙂

    • nescakec

      Bende yazarken hatırladım canım, araya bu kadar zaman girince muhtemelen hatırlamadıklarımız da vardır 🙂

  3. Özlem Bingöl

    Çok keyifle okudum yazını Neslihancığım. Ellerine sağlık.

  4. Ali Murat Erdem

    Eline sağlık Neslihan, yine güzel bir gezi yazısı yazmışsın zevkle okudum. Enginarlı pizzaya çok güldüm 🙂 Bi de standartları düşürüp yada fiyatı arttırıp merkezde bir otelde kalma olayını her gittiğim yerde uygularım ben. Çocuk olmasa bile merkezde kalmak lazım bence. Bunu benimsemen iyi olmuş 🙂

    • nescakec

      Çok teşekkür ederim Murat, çok gezen birisi olarak beğenmene sevindim. Pizza olayı komikti gerçekten, onlar temel sürümü getiriyorlar; sen istediğin malzemeleri ekliyorsun üzerine. Hem de pizzanın anavatanında!!
      Merkezde kalma fikrini de keşke Roma’dan önce benimseseymişiz diyorum ama neyse yapacak birşey yok, gelecek seyahatlere artık :))

  5. Her zamanki gibi harika bir sunum..seninle birlikte geziyoruz öğreniyoruz..ellerine sağlık Neslihan’cım.. Sevgiyle hepinizi öpüyorum..

Bir Cevap Yazın

8 + 2 =