New York’ta Yediklerimiz ve Yiyemediklerimiz -1

New York öncesi yaptığım araştırmalar elbette gezilecek-görülecek yerler  ile kısıtlı değildi. Bir yere gittiğimde o yerin önemli yerleri kadar yemekleri de önemli benim için. Daha doğrusu bizim için demeliyim. Eşim de ben de yemek yemeyi, yeni yerler bulmayı, değişik (ben biraz tutucu olsam da) lezzetler denemeyi seviyoruz. Bu yüzden New York araştırmalarımın önemli bir kısmını ” New York’ta ne yenir ?” konusuna ayırdım. Bu konuda blogların büyük yardımı oldu elbette. Kendimize bir liste yaptım. Adreslerini bile yazdım. Elbette çoğuna gidemedik ama onları da sizlerle paylaşmak istedim. Eğer birgün yolunuz düşerse belki size yardımcı olan blog da benim ki olur…

Di Fara Pizza

İlk olarak Vedat Milor’un yazılarında rastladığım “Tadım Menüsü” blogunun   tavsiyesiyle gittiğimiz Brooklyn’deki pizzacıdan başlamak istiyorum. Di Fara Pizza’yı öyle güzel anlatmış ki blogunda Gökhan Bey, New York programımızı internetten açık-kapalı günlerini araştırdığımız pizzacıya göre yaptık. Maalesef Brooklyn tarafını köprüyü geçip etrafını dolaşmak dışında gezme fırsatımız olmamıştı ama, Di Fara Pizza sayesinde metronun yer üstüne çıktığı yerlerde Brooklyn’i biraz olsun görebildik.

Pizzacıya giderken buranın salaş bir yer olduğunu bilmemize rağmen, görünce çok şaşırdık. Küçük bir dükkan ve çevresi de kendisi de çok salaştı. Toplam 3-4 masası var, gelenler ya paket yaptırıyor, ya masalarda boşalan yerlere oturuyor ya da bizim gibi bekliyorlar. Biz bir süre ayakta bekledikten sonra, boşalan 3 kişilik yere attık hemen kendimizi. Muhteşem kokular arasında, arada taş fırında tüten pizzalardan nefes alamayarak soluklanmaya çıktık dışarı. Birbirinden güzel görünen pizzalar fırından çıkarken sabırsızlanmaya başladık. Nihayet bizimki çıktığında pizzaların tadına bakma fırsatı bulduk. Gerçekten çok lezzetliydi . Pizzalarını bizzat kendisi yapan 75 yaşındaki pizza ustası DomenicoDeMarco ‘nun  hikayesini tadım menüsünde” okuyabilirsiniz.  Ben de teşekkür ediyorum bu güzel öneri için. Gittiğimize kesinlikle değdi ve  İstanbul’a döndüğümüzde o gün üstümüzde olan (ve bir daha giyemediğimiz) tüm giysilerimiz Di Fara Pizza kokuyordu 🙂 Di Fara Pizza New York’taki en iyi pizzacılar arasında bulunuyor. New York Times’ta Di Fara Pizza ile ilgili bir yazı da bulunuyor. Okumak isterseniz tıklayın.

 

 Kat’z Delicatessen

Sizlerle paylaşmak istediğim ikinci yer Vedat Milor’un tavsiyesi olan Kat’z Delicatessen.   Pek çok seçenek var tabii burada; biz sıcak, tütsülenmiş dana etli bir sandviç tercih ettik ve bayıldık. Sıcak roast beef gibi. Et severler için müthiş bir lezzet. Yanında bir de bizim ev turşuları lezzetinde bir salatalık turşusu olunca harika oldu. İlk gördüğümde bu kadar etle dolu bir sandviçi nasıl yiyeceğimi düşündüm ama ilk ısırıktan sonra nasıl bittiğini bile anlamadım. Yediğim en lezzetli sandviç olduğunu söyleyebilirim.

 

Burası  When Harry Met Sally filminin meşhur  restaurant sahnesinin çekildiği yer. Her yerde de bunun reklamını görüyorsunuz zaten…

 

 Self servis olan mekanda, sandviçlerinizi hazırlayan Arjantinli şefler sohbet etmeyi seviyorlar; yalnız unutmayın, sandviçlerinizi aldıktan sonra mutlaka bahşişinizi bırakın…

 

 Le Pain Quotidien

Manhattan’da Rockefeller Center’da gittiğimiz çok güzel bir cafe-restaurant size önermek istediğim bir başka yer. Hem fiyatları uygun hem de yediklerimiz çok lezzetliydi. Doğal ürünler kullanan bir yerdi. Tipik bir Akdeniz Mutfağı…Biz içmedik ama yan masaya gelen çorba da çok lezzetli görünüyordu… 50. Cadde ile 6. Avenue’nun kesişiminde; Radio City binasının karşısında Le Pain Quotidien. Bu arada buranın Suadiye’de ve Kanyon’da şubeleri olduğunu da yeni öğrendim…Mozarellalı ve somonlu sandwiç aldık, Demir Amerika’da filmlerden görüp hayalini kurduğu ama bir türlü bulamadığımız meyveli-kremalı krep hayaliyle waffle aldı, tam olarak aradığını bulamasa da beğendi…

Her zaman bir cafe yada restauranta girmeniz gerekmiyor. Her yerde bizdeki gibi seyyar büfeler var ve büfenin her yerinde “halal”  yazıyor.  Temizliklerine güvenirseniz denenebilir belki; etrafa yayılan kokular güzeldi…

Cha Chan Tang

Çin Mahallesini daha sonra yazacağım ama burada yediklerimizi de bu yazıya eklemek istedim. İlk olarak aslında bloglardan birinde bulduğum bir Çin Lokantasını bulduk. Ancak fiyatları görünce vazgeçtik ve yolumuzun üstünde gördüğümüz ve müşterileri uzakdoğulular olan Hong Kong restaurantına girdik.  Cha Chan Tang adlı bu lokantada dana etli kızarmış erişte (fried noodle- alt fotoğraftaki) ve sebzeli noodle  yedik. Gerçekten ikisini de çok beğendik. Demir’in fotoğrafından da bunu anlayabilirsiniz…

Hem lezzetli hem de uygun fiyata öğlen yemeğimizi yemiş olduk Cha Chan Tang’de.  Yolunuz Çin Mahallesine düşerse rahatlıkla tavsiye edebilirim.

 

Yukarıda gördüğünüz yemekler Wall Street yakınlarında kahve içmek için uğradığımız market-cafe-restaurant  karışımı bir yerde öğlen yemeği için hazırlanmış olan yemeklerdi. Hepsi çok güzel görünüyorlardı. Turistlere değil New York çalışanlarına hizmet eden bunun gibi bir sürü yerle karşılaştık daha sonra. Uygun fiyata lezzetli yemekler için turistik olmayan sokaklara girmekte fayda var…

Biz burada birer kahve ve yanına benim daha önce yemek kitaplarında ve bloglarda gördüğüm ve merak ettiğim Kırmızı Kadife Pastayı ( Red Velvet Cake) aldık. Maalesef rengine bakıp merak ettiğim pastanın tadı bende hayal kırıklığı yarattı.  Benim için biraz fazla tatlıydı.  1 dilim almamıza rağmen içimiz bayıldı ve onu bile bitiremedik…Her yerde aynı olmayabilir tabii, daha önce deneyenleriniz varsa yazın lütfen, merak ediyorum…

New York’taki yemek deneyimlerimizi 2 yazıya bölüyorum.  İkinci bölüm de kahve ve tatlı deneyimlerimizi paylaşacağım.

Bu arada, yiyemediklerimizi de unutmadım tabii. Çeşitli bloglardan, New York şehri tanıtım sitelerinden, Tripadvisor önerilerinden ve yorumlarından bulduğum, ancak gitmeye fırsat bulamadığımız yerleri de sizler için aşağıda veriyorum. İlgilenirseniz diye hepsinin bağlantısını da ekliyorum. Üstlerine tıklamanız yeterli…

İlk olarak Çin Mahallesinde tavsiye edilen ancak fiyatları bize yüksek geldiği için girmediğimiz Çin Lokantası: Pekin Duck House

ve diğerleri….

Zabar’s Brodway – Şarküteri

Peter Luger Steak House

Bubba Gump Shrimp Co.  

JG – Jean Georges  (Vedat Milor’un tavsiye ettiği iyi bir restaurant)

Gourmet Garage 453 Broom Street – Şarküteri

Balducci’s –  Hearst Tower – Cafe- Şarküteri

← Previous post

Next post →

8 Comments

  1. Oğuzhan İmamoğlu

    Kat’z Delicatessen… Şu an orada olmak isterdim….:) Harika bir Newyork lezzetleri yazısı ve rehberi olmuş doğrusu… Eline sağlık Neslihan…:)

    • nescakec

      Çok teşekkür ederim Oğuz Bey, beğenmenize sevindim. Yazarken ben de tekrar orada olmak istedim doğrusu 🙂

  2. sevgili Neslihan,
    Hala ayrilmadiysaniz Magnolia Bakery de guzel bir red velvet yiyebilirsin, cupcake versiyonu ama yediklerim icinde en guzeli, Bleecker street te http://www.magnoliabakery.com/home.php. ve Williamsburg de Mast Brothers da cikolataya da ugramalisiniz http://mastbrothers.com/ . Di Fara harika, arada yolumu uzatip usenmeyip gidiyorum hep de degiyor gittigime bekledigime.

    • nescakec

      Merhaba Evren,

      İlk olarak seni nescake’de gördüğüme çok sevindim. Önerilerin için de çok teşekkürler, malesef biz ayrıldık ama bundan sonra gidecek olanlar için güzel bir öneri oldu. Önerilerini bir sonraki yazımın da içine alacağım. Magnolia Bakery sanırım benim de listemde olan ama vakit bulamadığımız yerdi, korkarak sitesine baktım ve muhteşem görünüyor cupcake’ler. Bir daha yolum düşerse mutlaka uğrayacağım her iki yere de. Di Fara ise gerçekten harika, malesef tek bir pizzasını deneme şansımız oldu, eminim hepsi çok güzeldir. Tekrar teşekkürler Evren, New York’tan başka önerilerin olursa bekliyorum…

      Sevgiler,

  3. Esma BÜYÜK

    Merhaba Nesli,
    Yeni yerler görenlere hep “Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat!” derler ya, iyi ki sen öyle yapmıyorsun, teşekkür ederiz paylaşımlar için. Ben de yeni keşfettiğim bir yerin mutfağından farklı tatlar denemek kadar güzel bir şey olmadığını düşünenlerdenim. “Di Fara Pizza”yı gerçekten çok merak ettim doğrusu 🙂
    Bu arada Kırmızı Kadife Pasta (Red Velvet Cake) bu yıl bir arkadaşım vasıtasıyla denediğim bir tat, bayıldım doğrusu. Tavsiye edebileceğim butik bir pastacı var: http://www.pastaloji.com/urun/kirmizi_kadife_pasta_red_velvet_cake
    Devamını bekliyorum bu yazı dizisinin, sevgiler 🙂

    • nescakec

      Merhaba Esma’cım,

      Haklısın ben de birileri bir yere gittiğinde en merak ettiğim kısım “orada ne yenir ?” bölümü oluyor, o yüzden anlatırken de en sevdiğim kısım burası. Kadife Pasta önerin için teşekkür ederim, denemeye çalışacağım. Bir gün New York’a yolun düşerse de Di Fara’ya uğra mutlaka, insanın yolunu değiştirmesine değiyor gerçekten..
      Sevgiler,

  4. Özlem Bingöl

    Her şey çok iştah açıcı görünüyor. Neslihancığım, o kadar güzel yazmışsın ki insan, hemen bilet alıp New York’a gitmek istiyor. Devamını merakla bekliyorum…

  5. Özlem abla ben de yazarken aynı şeyleri düşünüyorum. Sana da bu duyguyu verebildiysem ne güzel…Devamını da en kısa zamanda yazacağım 🙂 Sevgiler,

Bir Cevap Yazın

+ 37 = 44