Masal Şehri Venedik

Venedik, masal şehri… İlk olarak 2004 yılında bir bayram tatilinde gitmiştik Venedik’e. Hayran kalmıştık eşimle, büyülenmiştik. Buz gibi bir havada, zaman zaman yağmurun altında dolaşmıştık bütün şehri. Sokaklarında kaybolduk, tam da sevdiğim gibi. Balık pazarını dolaştık, marketlerine girdik, köprülerinden geçtik, adalarına gittik, gondola bindik. 2 gün dolaştık Venedik’i ama doyamadık. Ne gezmeye, ne kaybolmaya…

Bu sene ki İtalya gezimizde, Milano’dayken bir günümüzü Como Gölüne ve Milano’nun çevresindeki outletlere ayırmaya karar vermiştik ancak daha sonra Venedik’in 3 saat uzaklıkta olduğunu öğrenince Duygu ve Demir için Venedik’e gitmeye karar verdik. Ama onlardan çok biz sevindik yolumuz tekrar bu masal şehrine düştüğü için…. Biraz koşuşturmalı bir Venedik turu oldu tabii, Milano’dan erken çıkmamıza rağmen İstanbul’u aratmayan sabah trafiği sayesinde ancak öğlene doğru varabildik Venedik’e. Aslında planımız yolumuzun üzerindeki Romeo ve Juliet’in yaşadığına inanılan Verona şehrine de uğramaktı ancak ne giderken ne de dönüş yolunda buna fırsat bulabildik.

İlk olarak Venedik’in en ünlü yerlerinden biri San Marco Meydanı’na gittik. Meydanda  aynı zamanda  San Marco Bazilikası, Duke Sarayı ve Campanile (Çan Kulesi) bulunuyor. Kuleye geçen sefer olduğu gibi bu sefer de çıkamadık ama bazilikayı gezdik. Bizans mimarisinin ve gotik mimarinin izlerini taşıyan bazilikanın içi de dışı gibi ihtişamlı. Bazilikanın orta giriş kapısının üzerinde yer alan 4 bronz at İstanbul’dan getirilmiş. Heykellerle süslü yapıdan gözünüzü alamıyorsunuz.

 

Yukarıdaki fotoğrafın sağ tarafı Düke sarayı, sol tarafı ise 17.yy hapishanesi. Bu iki yapıyı birbirine  Ponte dei Sospiri yani İç Çekme Köprüsü bağlamaktadır. Saraydan hapishaneye götürülen mahkumlar, son bir kez buradan dışarıyı görebildikleri ve iç çektikleri için üstü kapalı inşa edilen bu köprünün adı İç Çekme Köprüsü olarak kalmış.

Bu yaz gittiğimizde yukarıda gördüğünüz gibi köprünün her iki yanı restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalıydı. O yüzden 2004 yılında çektiğim fotoğrafları da ekledim.

Venedik’i tek bir yazıda bitirmek istemedim.

Bir sonraki yazıda Gondoldan Venedik’i okuyabilirsiniz….

← Previous post

Next post →

4 Comments

  1. venedik; çook merak ettiğim ve çook hevesli gittiğim bir şehir. çok da beğendim aslında ama binaların bakımsızlığı beni hayal kırıklığına uğratmıştı. bir de gecesini çok görmek isterdim doğrusu.siz görebildiniz mi?

    • nescakec

      Gecesini ilk gittiğimizde görmüştük Nihan’cım. Gece olmadan zaten hava karardıktan sonraki yarım saat içinde neredeyse bütün sokaklar boşalmıştı. Ana meydan, Büyük Kanal ve istasyon çevresinde cafeler barlar vardı, gençler oralarda takılıyordu. Biz trenimizi kaçırdığımız için gece kış soğuğunda bayaa bir dolaşmıştık sokaklarında. Gecesi güzeldi ama sanki Venedik daha çok gündüz şehri..

  2. Ben bu saray ve hapishanenin karşılıklı yer alması mantığını çok tuttum. Bence insanlara her an hatırlatıyordur bulundukları yerin bıçak sırtı olduğunu. Fotoğraflara ve yazıya sözüm yok, çok keyifli…insana hemen valiz toplattırır bu yazılar.. 🙂

    • nescakec

      Haklısın Zeynep, zaten saraydan çıkıp da hapishaneye giderken bayaa derin bir iç çekiyorsundur heralde…. Valiz toplamak için bekle Venedik’in daha iyi fotoğrafları sonraki yazılarda 🙂

Bir Cevap Yazın

2 + 7 =