Bozcaada 2011

Hayatta kendimizi tekrarlamaktan kaçındığımız , her güne yeni birşey daha sıkıştırmaya çalıştığımız günlere ve zamana inat her yaz Bozcaada’ya gidiyoruz kendimizi tekrarlamak için.  Yıl boyu süren koşuşturmacanın uzağında her zamanki sakinliği ve kendine has düzeni ile karşılıyor bizi Bozcaada. Sanki biz geçen sene giderken herşey durmuş ve şimdi yeniden hayat devam ediyor gibi. Hiçbir şey ve hiç kimse değişmemiş. Bağbadem’de Çınar ‘la Demir geçen sene bıraktıkları yerden oyunlarına devam ediyorlar. 3 senedir kaldığımız oda artık evimiz gibi. Koreli’de Birgül Abla nefis zeytinyağlılarını yapıyor, Kurtuluş Abi arkadaşları ile masa sohbetinde, Demir’de onlara katılıyor, Melek herzaman ki gibi koşturuyor.

Akşam merkeze iniyoruz 1-2 değişiklik dışında herşey aynı. Ada Cafe’nin yeri değişmiş, Aral Kasaba ve geçen sene ev yemekleri yapan bir lokanta kapanmış, sokak aralarında yeni yerler açılmış…. Ve Bozcaada kalabalıklaşmış. Hiç olmadığı kadar hem de.

Bu sene aklımızda Ayazma dışındaki koylara da gitmek vardı, Ayazma’nın rüzgarlı olduğu bir gün tası tarağı topladık ve Akvaryum Koyuna gitmeye karar verdik. 5 Yıldır adaya gidiyoruz ama Ayazma dışında bir tek Habbele Koyunda denize girdik o da 1 kez. Ayazmayı seviyoruz. Çok temiz ve fazla kalabalık olmuyor (du). Ancak bu sene Akvaryum da Ayazma gibi oldukça kalabalıktı. Akvaryum’da şemsiye, şezlong falan yok. Duş, wc, yemek yerleri falan da yok. Ama deniz çok güzel. Adını hakediyor. Demir denizin dibinde bir denizyıldızı buldu. İnanılmaz güzeldi. Hiç canlı deniz yıldızı görmemiştim. Büyüleyici bir rengi vardı. Demir’le biraz inceledik onu, sonra hareket ettiğini farkettik… Demir’in onayıyla denize bıraktık.

 

Daha sonra bir deniz kestanesi bulduk. Deniz kestanesini de canlı olarak ilk kez gördüm. O’nun da parlak siyah bir rengi vardı. Dikenlerinin hareket ettiğini görünce Demir onu da denize bırakmaya karar verdi. Deniz kabukları, deniz böcekleri, yengeçler, deniz domatesleri ve çeşit çeşit balıklar.. Bunlar bizim gördüklerimiz. Bozcaada’ya giderseniz mutlaka Akvaryum’a uğrayın ama yanınıza şemsiye, su ve üzerine oturabileceğiniz birşeyler mutlaka alın…Bu arada adaya giden bir arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla gerçek akvaryum koyuna sadece tekne ile gidilebiliyormuş. Sahilden ulaşmak mümkün değilmiş. Orada nelerle karşılaşır insan düşünemiyorum bile.

Demir geçen sene olduğu gibi bu sene de geçici dövmesini yaptırdı. Dövmelerimiz gittikçe korkunçlaşıyor gördüğünüz gibi…

Hep biz fotoğraf çekecek değiliz tabi, biz yemek yerken Demir adadan farklı kareler yakalama peşinde koşturuyordu. Aşağıdaki fotoğraf da O’nun çektiklerinden biri.

 

Bozcaada’da insanların ellerinde kese kağıtlarında birşeyler taşıdığını gördükçe meraklandım. Kese kağıtlarının içinde nefis kurabiyeler, meyveler falan hayal ettim. Yeni biryer açılmış diye düşündüm. Sonra esnaftan naylon poşetin yasaklandığını duyunca hatırladım. Bu haberi yıl içinde gazeteden okumuştum. Bazı yerlerde kese kağıtları bazı yerlerde de bez torbalar kullanılıyor, esnafın bir kısmı rahatsız olsa da biz çok beğendik uygulamayı.

Daha önce de söylediğim gibi Bozcaada kalabalıktı. Hafta içi sürekli günübirlik turlar geliyor. Akçay’da yazlıklarında olan insanlar Bozcaada’ya gezmeye geliyorlar. 2,5 saat sürüyormuş yol. Çarpık yapılaşma ve neredeyse kumsaldan geçirilen yol yüzünden Balıkesir tarafında yazlıkları olanların mutsuz olduklarını duyuyorum. Ne yazık, heryeri betonla kaplama saplantımız sayesinde tek tek bütün sahilleri kaybediyoruz.

Bu sene ilk kez denediğimiz şeylerden biri de adanın lokmaları oldu. Hersene defalarca önünden geçmemize rağmen hiç almamıştık, bu sene denemeye karar verdik ve sonra gelene kadar her akşam lokma kuyruğuna girdik.

Tabi ki Çınaraltı’nın kahvelerinin yanında yedik onları…

Deniz ürünlerini seviyorsanız, adada içi peynir ve otlarla doldurulmuş kalamar dolmasını, ahtapot ızgarayı ve kaya koruğu otu ile hazırlanmış karidesi denemelisiniz. Biz Rum mahallesindeki Sandal’da ve deniz tarafındaki limana doğru bakan Koreli’de denedik bu lezzetleri. İkisi de çok başarılıydı gerçekten.

 

 

 

Bozcaada’ya 5 senedir gidip hala yapamadığımız şeylerde var tabi,

Polente Feneri’nde günbatımını izlemek,

Adanın pazarına gitmek,

Ada Cafe’nin ahtapot mücverini yemek,

Adanın dört  bir yanındaki koylara gitmek,

Lodos’ta Lipsos Buğulama yemek,

Bozcaada Kalesini gezmek, gibi…..

İnşallah Bozcaada2012 yazımda bunları anlatırım sizlere… Biz adaya doyamadık, şimdiden bir sonraki senenin planlarını yapıyoruz.

Bu sene ki Bozcaada yazısı biraz fazla yemek içerikli oldu, Ramazan günü canınız çektiyse affedin ama bayram tatili 9 gün olacak gibi, şimdiden ayırtın yerinizi 🙂

Sevgiler, herkese hayırlı ramazanlar…..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

← Previous post

Next post →

12 Comments

  1. sema_ozkan

    her zaman gitmek istediğim ve bir türlü fırsat bulamadığım bozcaadayı anlatımını çok beğendim neslicim. yazının başlangıcından sonuna kadar çok keyifle okudum.
    özellikle giriş kısmındaki cümleler tam da şu andaki ruh halimin ifadesi diyebilirim.

    fotoğraflar da çok güzel. dediğim gibi çok keyif aldım. eline, gözüne, kalemine sağlık.

    darısı başıma diyelim artık…

    bu arada gözümüz önünde büyüyen çocuklara inanmıyorum. ne zaman doğdu da ne zaman büyüdü bu çocuklar. demir çok tatlı gözüküyor.

    • nescakec

      Sema’cım çok teşekkür ederim. Beğenmene sevindim. Birgün gidersin inşallah.
      Çocuklar konusunda çok haklısın, inanılmaz hızlı büyüyorlar. Ben bile eski fotoğraflara bakınca inanamyorum bazen.

  2. çok guzel bir anlatım olmuş; hayat gibi içinde herşey var… şimdi bozcaada da olmak vardı dedirtiyor.

    demir in denizyıldızlı fotoğrafı çok güzeL…

    bir de rutin hayatın -doğru yerdeysen- ne huzurlu bir his olduğunu tekrar hatırlattığın için teşekkürler…

    • nescakec

      Ben de hala aynı şeyi tekrarlıyorum Nihan, şu an ve her an Bozcaada’da olmak vardı….

  3. Neslihan’cım…güzel satırların ve fotoğraflarınla yaşattın bana Bozcaada’yı..nasıl da ihtiyacım vardı bilemezsin..ellerine yüreğine sağlık..sevdiklerinle gönlünce keyifle geçireceğin nice tatiller diliyorum sana…sevgiyle öpüyorum hepinizi…keysun

    • nescakec

      Size bunlari hissettirdiysem ne mutlu bana Keysun hn. Dilerim en kisa zamanda gercekten gidersiniz… Sevgiler….

  4. Selamlar,

    Çok uzun zamandan beri gitmek istediğim bir yerdi ve sonunda cumartesi sabaha karşı iki çift olarak yola çıkıcaz.Tanıdığımız bir arkadaşımızın bağ evinde misafir olacağız.
    bir kaç gündür ada hakkında araştırmalar yapıyordum sen son sizin sayfanıza denk düştüm ve yazdıklarınız sayesinde ışınlanmak istediğimi anladım:)

    Yazdıklarınız ve yaptıklarınızın yanında sanırım yapamadığınız başlıkları severek yerine getirecem ve dönüşte izniniz olursa sizinle paylaşmak isterim.
    Gidelim ve görelim belki aşık olurum.
    Sevgi ile kalın…

    • nescakec

      Dilerim gittiginizde de begenirsiniz. Bozcaada’ya gidenler ya cok seviyor ve hep gitmek istiyorlar yada hic begenmiyorlar… Yazimin Bozcaada’ya gitme istegi uyandirmasina sevindim. Donusunuzde de Bozcaada yorumlarinizi paylasirsaniz sevinirim. Iyi tatiller, Bozcaada’ya sevgiler…

  5. Evet Nesli’cim artık yorum yazmayı kaldırabilir sanırım bünyem. Neredeyse 1 ay oldu Bozcaada’dan döneli ve tekrar gitmeme de 2 hafta kaldı 🙂
    Nesli Bozcaadayı çok güzel özetlemiş. Gitmek isteyenlere çok güzel rehberlik ediyor. Ve tespiti de çok doğru ya çok seversiniz yada bu kadar insanın burayı neden bu kadar sevdiğini anlayamaz burada ne bulduklarını merak edersiniz. 🙂
    Ne demiş şair ;
    “İnsan ya hayrandır sana ya düşman, ya hiç yokmuşsın gibi unutulursun
    Ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan”

    • nescakec

      Zeynep “ben dahil” yorumunu okuyan herkes seni kıskanıyor haberin olsun. 2 Hafta sonra Bozcaada’da olma fikri süper bir motivasyon… Senden de “Bayramda Bozcaada” yazısı bekliyorum haberin olsun…Bu arada şair doğru söylemiş, hiç aklımdan çıkmıyor, hatta o kadar ki hala İstanbul’un hava durumuna bakarken Bozcaada’yı da kontrol ediyorum :)))

  6. Oğuzhan

    Kelimelerle ancak bu kadar güzel anlatılabilir Bozcaada… Geriye, şehir hayatından kopup orayı yaşamak kalıyor… Harşey insan ölçeğinde, herşey sakin… Herşey o kadar tanıdık, o kadar senden ki, adeta evin huzur ve güvenini hissediyor, sahipleniyorsun adeta… Gidip yaşamak lazım vel hasılı kelam…:)

    • nescakec

      Teşekkür ederim, siz de gayet güzel özetlemişsiniz Oğuz Bey, mühim olan şu İstanbul’dan kopabilmek sanırım…

Bir Cevap Yazın

32 + = 40