Bozcaada

Yaz göründü, tatil planları başlıyor… Bozcaada’yı merak edenler, gitmeyi düşünenler  yada tatilde nerelere kaçsak diye düşünenler varsa diye Bozcaada yazılarımı ekliyorum… Temmuz sonunda Bozcaada 2011’i yazabilmek umuduyla.

Bozcaada 2009

Bozcaada’nın bir sokağında kapının önünde duran bot saksılar

Eveet sonunda yaz geliyor. Havalar iyice ısındı, tatil planları da başladı. Şimdiden Bozcaada’dan yerimizi ayırttık. İlk kez 2007 yazında gittiğimiz Bozcaada’dan bir daha vazgeçemedik, her yaz 1 haftamızı Bozcaada’ya ayırıyoruz. 1 haftanın sonunda da adada daha fazla kalabilmenin yollarını arıyor, adaya yerleşme hayalleri kuruyoruz, sonra arabamıza binip eşimle birbirimize “seneye yine gelelim ama daha fazla kalalım”, diyerek adadan ayrılıyoruz…

Bozcaada’nın havası, denizi, kumu, güneşi herşeyi çok güzel… Adaya ayak bastığınız andan itibaren şehir hayatının karmaşasından, koşuşturmacasından arınıyorsunuz. Saniyelerin, dakikaların peşinden koştuğunuz zaman sizin için vakitlerden ibaret yalnızca adada, kahvaltı vakti, deniz vakti, kahve vakti, yemek vakti, adada gezme vakti, Demir için dondurma vakti… Saati kolunuzdan çıkarın, kendinizi adaya bırakın.

Feribottan Bozcaada Kalesi

Benim için tatil Bozcaada. Bütün kışın yorgunluğunu, kasvetini orada bırakıyorum, orada huzur buluyorum. Adayı gezmeye gelen bir turist değil, adanın bir parçası olmak istiyorum. Adalı insanları izliyorum, yüzlerindeki huzura, telaşsız tavırlarına, sabahtan akşama kadar süren sohbetlerine özeniyorum.

Biz konaklama için bağ evlerini tercih ediyoruz. Adanın daha çok iç taraflarında bulunan bağ evleri, taş bloklardan oluşuyor. Rüzgar alan bir yerdeyseniz yazın en sıcak günlerinde bile klima gerekmiyor. Üzüm bağlarının içinde, meyve ağaçlarının arasında muhteşem bir tatil yapıyorsunuz. Biz bu sene de geçen sene kaldığımız Bağbadem’de yer ayırttık. İkinci sene burayı tercih etmemizin ilk sebebi ise, muhteşem kahvaltıları… Herşey dahil otellerden kilo almadan çıkan bizler, adadan kaç kilo alarak ayrıldık bu kahvaltılar yüzünden.

Bozcaada renkleri ve Demir

İstanbul’dan kaçan ve adaya yerleşen genç çiftin işlettiği mekanda kalırken sizin hayallerinizi gerçekleştirmiş birilerini görmenin hem kıskançlığını hem de özentisini yaşıyorsunuz. Ve onların bunu başarmış olması aslında hayallerinizin çok da boş olmayabileceğini size gösteriyor.Hayallere devam …

Bozcaada Kumsalı ve Demir

Bozcaada’ya bizi bağlayan bir başka yerde Koreli’nin Yeri. Ayazma plajının orada yer alan ve gün boyu birşeyler atıştırabileceğiniz bu restaurant adaya uygun bir mekan. Yemekleri kadar güleryüzlü ve samimi personeli bizim her öğlen hatta bazen akşam yemekleri için bile burayı tercih etmemizin sebebi. Demir’in bitmek bilmeyen sorularına cevap verecek kadar sabırlı olmaları da bir başka neden. Restaurantın sahibi Kurtuluş abi ve eşi Birgül abla çok iyi işletmeciler. 3 senedir aynı personelle aynı lezzetli yemekleri sunuyorlar size. Bizim favorimiz ızgara köfte ve zeytinyağlılar… Demir’in favori yemeği ise mantı. Yemeklerinden daha güzel olan ise sanki restauranta değilde Kurtuluş abi ve Birgül ablanın evine misafirliğe gitmişsiniz gibi hissetmeniz. Yıllardır dost olan insanlar masadan masaya birbirlerine laf atarken, Demir gibi sohbeti seven bir çocuğunuz varsa zaman içinde siz de karışıyorsunuz sohbetlerine. İstanbul’da artık kalmayan bu sıcak ortamlara 1 haftalığına da olsa biz de dahil oluyoruz. Adadan ayrılırken tek tek vedalaşıyoruz personelle, seneye bir daha görüşmek üzere….

Bozcaada’yla bütünleşen sokaklardan biri

Deniz için gidiyorsanız Bozcaada’nın en güzel mevsimi temmuz. Deniz suyu sıcaklığı çok düşük olduğundan havanın mümkün olduğu kadar sıcak olması denize girebilme şansınızı arttırır. İlk günlerde biraz zorlanıyorsunuz ama daha sonra alışıyorsunuz buz gibi bir suya girmeye. Ben soğuk denizi sevdiğim halde zaman zaman zorlanıyorum. Ama deniz o kadar berrak ve güzel görünüyor ki bu durumdan şikayet edemiyorsunuz.Biz Ayazma halk plajına gidiyoruz kaldığımız sürece ama adanın birçok koyu var. Özellikle araba ile geldiyseniz her yerde denize girebilirsiniz.

Çınaraltı Kahvesi

Daha bitmedi, Çınaraltı’nda içilen sakızlı Türk Kahvesi, nefis patlıcanlı böreği, taze deniz ürünleri, ıssız koyları, deniz feneri, rüzgar gülleri, üzüm bağları, domates reçeli ve daha birçok şey beni adaya bağlıyor, henüz görmediyseniz mutlaka görün sizi de bağlayacaktır…

Bozcaada 2010

Adanın bir sokağı

İstanbul’a sadece bedenimi getirebildim, ruhum Bozcaada’da kaldı…Kışın bütün yorgunluğunu, stresini Bozcaada’nın serin, dingin ve berrak sularına bıraktım.

Bozcaada’da geçen 7 gün yetmedi. Değil sıkılmak, doyamadım bile adaya. Bu sene de geçen sene olduğu gibi  lavanta kokulu Bağbadem’de kaldık. Herşey çok güzeldi.Üzüm bağları arasında meyve ağaçları,çiçek kokuları, böcek sesleri. Demir özgürlüğün tadını arkadaşı Çınar’la birlikte çıkardı. Bahçeden domatesler, biberler topladı; otların arasından çekirgeler yakaladı, kümesten yumurta aldı. Birkaç günlüğüne de olsa adalı olmak O’na çok iyi geldi.

Bağbadem’in bahçesinde Demir ve Çınar

Her sene yapmayı planladığımız deniz fenerinde gün batımı izleme planımızı bu sene yapmaya kalkıştık ama günbatımını kaçırdık. Güneş batmış olsa bile manzara çok güzeldi. Günbatımı bir sonraki seneye…

Günbatımı ve adanın rüzgar tribünleri

Bozcaada’dan dönerken Assos- Behramkale’ye uğradık. Üniversite yıllarımda gördüğüm Assos’u biraz daha hareketli buldum. Sahilde yeni açılan mekanlar ve Behramkale köyü ve çevresinde sayıları oldukça artan oteller bu hareketliliği getirmiş belli ki. Ben sahillerin mümkün olduğunca doğal haliyle korunması

gerektiğini düşündüğümden çok hoşuma gitmedi bu hareketlilik ama yine de çok sıcak ve nemli olması dışında Assos güzeldi.

Assos’ta sahilde bir kahve de sade Türk kahvelerimizi içtikten sonra daha önce Assos’u anlatan bir gezi programında izlediğimiz meşhur dondurmasının tadına baktık. Gerçekten çok lezzetliydi, yolunuz düşerse ballı-badem ve karadutlu dondurmasının tadına bakmanızı tavsiye ederim. Yine aynı programda Behramkale’de bulunan Biber Evi diye bir restaurantta tanıtılmıştı. 40 çeşit biberin yetiştirildiği ve etlerin bu biberlerle hazırlanan soslarla marine edildiği anlatılıyordu, aslında Assos’a uğramamızın bir sebebi de bu programdı. Biber Evini bulduk ama kapalıydı malesef, biz yiyemedik ama giden olursa aklında olsun…Edremit yolunun üstünde Yahya’nın Yeri diye bir sahil lokantası bulduk, salaş ve fiyatları uygun olan lokantanın sardalya ızgarası çok lezzetliydi. Güzel bir kapanış oldu bizim için…

Bozcaada tatilinden Demir’e kalan…

Bir Bozcaada tatilinin daha sonu.  Her sene adadan ayrılmak biraz daha zor geliyor.Arada internette bağ evleri araştırıyorum, Bozcaada resimlerine bakıyorum, birkaç gün içinde düzelmeyi bekliyorum…

← Previous post

Next post →

2 Comments

  1. Aysel

    Tatlım sayende merak eder hale geldik. Umarım bu yaz merakımızı gideririz:)

  2. nescakec

    Aysel’cim, biz temmuzda Bozcaada’dayız bekleriz canım 🙂

Bir Cevap Yazın

7 + = 11